Köşe Yazısı: Dünyayı Kurtarmak



Her şey kötü gitse bile hayatlarımızda, yine de orada iyi şeylerin bizi beklediğine inanırız bazımız. Bazılarımız elinde kalan son kişiye veya son fırsata sarılır. Kopan fırtınaları, feryatları, acıları duymazdan gelip işimize dört elle sarılırız. Bazılarımız dünyayı değiştirebilmek için sabah 5'te kalkar ve rutinine başlar. Çalışır çalışır daha çok çalışır. Saatler gittikçe büyüyen galaksiye sığmaz olur geceleri de çalışır.

Yaşamaya devam ederken, şarkılar çalınır, yine şiirler yazılır, âşık olunur ve bir sürü şey işte. Nihayetinde bu dünyadan giderken klasik birkaç cümle kurulur hakkımızda. İyi insandı, herkese yardım ederdi, çok inatçıydı, hep sessizdi gibi. Yazdıklarınız, yaptığınız işler unutulur ve tozlu raflara kaldırılır en sonunda. Şimdi o tozlu raflardan bakıyoruz hayatlarımıza, geriye ne kaldı bizden?

Neden gelmiştin bu gezegene, sen gerçekten hangisiydin o tanımlamaların? Belki hepsiydin belki de hiç biriydin. Şimdi sonsuz bir boşlukta mısın yoksa yepyeni bir gezegende misin? Sesini ardından bıraktıkların duymuyor, kimse artık seni görmüyor. Hayat telaşın sona erdikten sonra ne yapacaksın müthiş sonsuzlukta? Aklının bile almadığı o bilinmezliktesin ve dünya geride kalmış çoktan. Hayattayken koşuşturup durmaların, gökyüzüne bile dönüp bakamayışını düşün.

Ne değişecek ki bize yeni bir hayat verilse. Biz başka türlü yaşamayı bilmiyoruz ki. Yaşamak büsbütün yok olmak ve uzaklaşmaktı. Yaşaman gerekeni yaşadın ve bitiyor mu hikâye burada? O zaman ne diye düşünüp durmak ve ertelemek pek çok şeyi? O zaman ne diye bu bilinmezlik? Yaşamak bir nevi tüketmekse; “yaşamazsak öldük mü şimdiden biz?”

Ne diye bu direnmek zamana ve verileni geri çevirmek? Ne diye bu suskunluklar ve korkular? Ne diye bu gitmeler ve uzaklıklar? İnsan olmak bizim seçimimiz değildi ama sevmek öyleydi. İnsanca sevmek ve çabalamakta öyle, biz neden seçmedik bunları? Neden pes ettik anlatsanıza? Şimdi siz ya çok yorgunsunuzdur ya da dünyayı kurtarmak üzeresinizdir. Sorular, bu cevapsız sorularla bizim gibiler yine tek başına.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yazmak Zehirler Mi?

Köşe Yazısı: Gökçeada'dan Hikayeler

Belirsizlikten Siz de Sıkıldınız Mı?