Kayıtlar

insan etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Köşe Yazısı: Hayatın Anlamını Aramak

Resim
  Hayatın anlamını öyle ilk sorgulamada bulamadım ve panikledim çünkü; hemen herkesin hayatın anlamını bulduğundan emindim. Sanki herkes yaşıyordu onu ama ben hala bulamamıştım. Nasıl olurdu da ne için yaşıyorum sorusuna bir tek cevap veremiyordum. Para için, aşk için, tutku için, makam için diyemiyordum. Başka ne için yaşardı ki insan dedikleri? Bilemiyordum ve huzursuzluğum gittikçe artıyordu. Konuşmak, yürümek ve hatta nefes alıp vermek bile saçma sapan geliyordu. Ölmek diye bir şey vardı, onun da ne olduğunu tam bilmiyordum. İnsan neden doğar, insan neden yaşar ve ölür sorularının cevabı yüzyıllardır bulunamamıştı, ben mi bulacaktım? Sahi neydi bu durmak bilmeyen düşünceler, neydi bu hayatı ve ölümü sorgulamalar? Herkes gibi yaşasana hayatını, neden bir gece ansızın sokaktaki çocuklara ağlarsın? Neden insanlar savaşıyor diye düşünüp durursun, herkes gibi uyusan olmuyor mu? Bunlar yetmez gibi bir de kendine inancını yitiriyor ve koca evrende minicik bir nokta kadar kalıyordum, yıldı

Köşe Yazısı: Yılgın Sevgiler

Resim
Durur muydu orada bir yerde yaşamak,  yaşamak seni ve tüm hikayeleri sil baştan.  Bu heyecan kalbimi delik deşik yapar mıydı,  bir savaş meydanında,  yoksa sular mıydık bahçemizdeki çiçekleri aşkla.  Yeter miydi gerçekten sevmek,  sevmek çözer miydi bizi, dilimizi.  Kimsenin çaresizlikten susmadığı bir yer kaldı mı?  Bir yer var mı hala gidilecek,  çirkin kelimelerin değmediği.  Bir yer varsa söyleyin bu gezegeni mahvetmeden varılacak.  Bir kehanet miydi yaşamak dedikleri.  Önce dağları devirecek,  sonra nehirleri içecek bir canavar mıydı yaşamak.  Uçmak kirli miydi özgürce uçmak?  Hangi devirde kaldı o berrak sular,  kızıl ağaçlar sadece güneşin renginden değil miydi şimdi bu saatlerde.  Neden koalalar evsiz kaldı ve kırlangıçlar gitti gökyüzünden?  Biz yeterince sevemedik mi bu yeryüzünü,  o yüzden mi tükettik koca bir yılı şimdiden?  Çözüm madem sevmek ve paylaşmaktı,  neden çölleşti denizlerimiz?  Hala derin bir nefes alabiliyorken,  hala denizlere açılabiliyorken düşmeliyiz peşine

Köşe Yazısı: Dünyayı Kurtarmak

Resim
Her şey kötü gitse bile hayatlarımızda, yine de orada iyi şeylerin bizi beklediğine inanırız bazımız. Bazılarımız elinde kalan son kişiye veya son fırsata sarılır. Kopan fırtınaları, feryatları, acıları duymazdan gelip işimize dört elle sarılırız. Bazılarımız dünyayı değiştirebilmek için sabah 5'te kalkar ve rutinine başlar. Çalışır çalışır daha çok çalışır. Saatler gittikçe büyüyen galaksiye sığmaz olur geceleri de çalışır. Yaşamaya devam ederken, şarkılar çalınır, yine şiirler yazılır, âşık olunur ve bir sürü şey işte. Nihayetinde bu dünyadan giderken klasik birkaç cümle kurulur hakkımızda. İyi insandı, herkese yardım ederdi, çok inatçıydı, hep sessizdi gibi. Yazdıklarınız, yaptığınız işler unutulur ve tozlu raflara kaldırılır en sonunda. Şimdi o tozlu raflardan bakıyoruz hayatlarımıza, geriye ne kaldı bizden? Neden gelmiştin bu gezegene, sen gerçekten hangisiydin o tanımlamaların? Belki hepsiydin belki de hiç biriydin. Şimdi sonsuz bir boşlukta mısın yoksa yepyeni bir g

Kuantum Üzerine

  Eşyanın, insanın enerjisi siz dokununca size geçermiş. Her insandan bir parça taşırmışız farkında olmadan. Dokunduğumuz şeyden bize geçen bir hissiyat varmış. O yüzden hayatımızdaki beş insanın ortalaması olduğumuz söylenir bize. Nasıl davranışlara, sözcüklere maruz kaldığımız belirler bizim de enerjimizi. Şefkatli bir dil şefkat doğururken, şiddet dolu bir dil de zehrini bırakır bedeninizde ve zihninizde. Bunu temizlemek zorundayız, bizde kalan o kötü şifreleri kırmalıyız. Derinleşmiş ilişkiler bize şifa olurken, bu yüzden paraşüt ilişkiler zehirlidir denir.

Şairlerin Dünyası: Nilgün Marmara, TÜRK KADIN YOLU

Resim
------------------------------------------- Ben sana olmalıyım, Bana sen bir kaynak. Görüyorum geç, kıyım çok yakın! Biliyorum artık mut uzaklığını. Sen yüzümü götürmüyorsun, Kendi gözünü bile! -------------------------------- Bu dünyayı başka bir hayatın bekleme salonu ya da vakit geçirme yeri olarak görüyordu Nilgün Marmara. O çok özel biriydi pek çok insan için. Bilinç altımızda yatan o kıyametin habercisiydi sanki, Nilgün Marmara.  Tıpkı o şiirinde bahsettiği;  Bir kediydi belki bu dünya,  sinsice aklımızı okuyan  ve bacaklarımıza sürtünerek bize mırıldayan.  Belki kulak vermeliydik o sese.  Belki de düşmemeliydik, o tatlı bıyık altından gülümsemelerine. Hep gelirdi üzerimize hayat olmadık anlarda,  tüyleri sıcacık bir kedi gibi.  Ne vakit elimizi uzatsak acıtırdı hayat. Suçlu bir kedi gibi kalbimize bir çizik atarak.  Ah Nilgün Marmara!! Neydi ki seni derinden yaralayan?  Anlayışsız hayat mıydı seni koparan yaşamaktan?  Sebebi neydi dizelerinde gizlenmiş, o sessiz çığlıklarının? B

Şiir: Vahşi Bir Diyarın Üzerinde

  Gözleri ateş saçan dişi bir kurdun pençesinde, yırtılmış ruhum kan revan içinde. Yaprakların o naifliği yüzümde, ayaklarım vahşi bir diyarın üzerinde.   Altımdan sıyrılıp yükselince yeryüzü, düşecek sanki üzerime gökyüzü. Ellerime sığmış hüzün dolu bulutlar, alabora olmuş bugünler ve yarınlar.   Kayboldum enkaz altında anılar kefil. Umuda doğru açılan o pencereler, sonsuza dek kapanmışlar yüzüme.

Şiir: Yaban Arısıyla Dans

  Bu gezegen bir kovan. Bir ileri gidiyor, bir geri gidiyorum.  Kendi etrafımda daireler çiziyor,  yolumu kaybediyorum. Şehrin ışıklarını söndürün bu gece. Sizi yaban arılarıyla,  vahşi bir dansa kaldırmak istiyorum.  Gerçeklerle yüzleşmeden,  derin hayallere dalmanızı istiyorum.  Kulaklarımda tatlı tatlı vızıltılar, şehrin en güzel seslerini dinliyorum. Kayalıklardan atlıyorum.  Sonra kanatlarım huzursuzlanıyor. Bir nehrin tam ortasında,  yüzerken buluyorum kendimi. Çünkü başka türlü soğumuyorum.  

Şairlerin Dünyası; "Emily Dickinson"

Resim
Emily Dickinson; 1830-1886 yılları Amerika'sında yaşamış feminist yazarlardan. Bana göre en etkileyici kaleme sahip olanlardan birisi. Şiirlerini okuduğunuz zaman bunun sebebini çok daha iyi anlayabiliyorsunuz. Onun hayal dünyasında kaybolmayacak birini tanımıyorum. Adına çekilmiş bir dizi var hatta. İzlemeyenlere şiddetle tavsiye ediyorum. İlk sahnelerden sizi kendi hayal dünyasına çekmeyi başarıyor. Sonrasında onun derin, kederli ve bir o kadar da umutlu yaşam aralarında kaybolurken buluyorsunuz kendinizi. Emily umudu metaforik olarak; ruhta dinlenen, sürekli şarkı söyleyen ve en zor koşullarda bile hiçbir şey talep etmeyen bir kuş olarak tanımlar bir şiirinde. Ah Emily neden seni daha önce tanımadık ki dediğinizi duyar gibiyim. Kendisi benim ilham kaynağım oldu... Kısaca bahsetmek istiyorum hayatından; İlk şiirini yayımlatmanın sancısını çeken Emily; ilk önce ailesiyle savaşıyor, daha sonra böyle bir hareketin onu kirlettiğini düşünen toplumun önyargılarıyla savaşıyor. Onun en

Şiir: 9. Gezegenin Keşfi

İnsan... "Keşfedilemeyen 9. Gezegen." İnsan;  Bu dünyaya ayak basmış olmasına rağmen, aynı anda tüm gezegenlerde olmanın arzusunu duyar.  Hep daha fazlasına sahip olmaya çalışan tek gezegen.  Karanlıkta kaldığı için bazen görünür, bazen kaybolur.  Onu keşfetmek hiçbir zaman mümkün olmamıştır.  Bu dünyaya bir su damlası olarak gelir, tüm evreni keşfedecek güce sahip tek varlık hatta. Bir kadının içinde hayat bulur ve doğar. Sonra sürünmeye başlar.  Heyecanlıdır ilk adımını atmak için.  Nihayet o ilk adımını atar ve koşmaya heveslenir.  Koşmayı öğrenir ve en hızlı koşan olmak ister. Nihayet yavaşlar; siz yavaşladığını görürsünüz.  Ancak o sonra uzaklaşır, kaybolur, gider. Keşfetmek onun için bir tutkuya dönüşmüştür.  Tutkulu bir insan asla gözle görülmez.  O yalnızlığın rengine dönüşmüştür.  Karanlığın içinde siyahları giyer ve kendisiyle bir bütün olur. Tüm gezegenlere ayak basar, dünyaya sığmaz olur hayalleri, sonsuz galaksiden taşar. Özgürdür, cesurdur, isteklidir. Aslında k

Şiir: Nedir Bu Mutluluk Dedikleri ?

İnsan bir çılgınlık yaptı ve mutlu olmak istedi... Mutluluk der durur insanlar sürekli.  Mutsuzluktan yakınırlar her fırsatta. Bilmedikleri şey mutluluğun ne olduğu aslında.  Zannederler ki mutluluk; dilerlerse, avuçlarında beliriverir.  Onu alıp saklasak diye düşünürler.  Sıkıca tutarlar avuçlarında. Mutluluk yakasına yapışıp, onu sonsuza dek seninle kalmaya ikna edebileceğin bir şey mi? Mutluluk bir tanrı misafiri gibi gelmez ki kapıya. Mutluluk bir yanıp bir sönen şehir ışıkları gibidir. Birde kalıcı olduğunu zannettikleri mutluluk türü vardır.  Sevdiğiniz insanın yüreğinde gelir kapınıza.  M utluluğun tüm yükünü taşıyan o insan, sizin en değerliniz olur sonra.  O size mutluluk katar durmadan: "Mutluluk sarhoşluğu" denir buna. Mutluluğun insanı en çok çarpanı da bu kalpten bulaşanı galiba.  Tattırdığı mutluluk, size vereceği acının karşılığıdır aslında. ve her zaman acı büyüktür mutluluktan...